Anasayfam Yap  Sık Kullananlara Ekle Arşiv Reklam
BELEDİYELER
EĞİTİM KÜLTÜR
EKONOMİ
GÜNDEM
RESMİ İLANLAR
RÖPORTAJLAR
SAĞLIK
SİYASİ
SPOR
YAŞAM
DEVLET ESKİ BAKANI METİN GÜRDERE

2/26/2012
Bu Haber 2028 Kez Okunmuştur.

DEVLET ESKİ BAKANI METİN GÜRDERE

Metin Gürdere’nin yazısını aynen yayımlıyoruz.

 

‘’23 Aralık tarihi 1984-1989 yılları arasında Tokat Belediye başkanlığı yapan ve 2006 yılında vefat eden rahmetli Hüdai Sayıbaş’ın ölüm yıldönümü idi. O tarihlerde bir haber duyuldu. Yeraltı Çarşısı’na katkılarından dolayı verilen Hüdai Sayıbaş adı silinmişti.

Bu karar pek çoklarına “Yapılacak başka iş, hizmet adına verilecek başka karar kalmadı mı da böyle bir karar alındı?” diye garip gelebilir. Ama ben hiç şaşırmadım. Rahmetli Sayıbaş da yaşasaydı şaşırmazdı. Bu memleketin kendisine hizmet edenlere karşı vefasızlık duygusundan çok ilerde hınç beslediğini bilen bizler için böyle şeyler şaşırtıcı olamaz. Aslında ben, oradan geçip döndükçe isminin hâlâ orada kalmasına şaşırıyordum.

Biraz abarttığımı düşünüyorsunuz değil mi? 20 YY da Tokat kitabım için derlemeler yaparken anlattığı bir olayı kendisinin anlatımıyla aynen aktarıyorum, kararı siz verin.

 

Belediye Başkanı olduğum 1984 yılında bile Tokat’ta Mahalle aralarındaki çöpleri atların çektiği çöp arabaları topluyordu.

Bu arabalar, atların ahırı, samanlığı ile ilgili yer sorunu vardı. Düşündük, Vakıflar’a ait Deveci Han’ı bu işe en uygun yer. Ama orada da kiracı vardı. Kiracı ile anlaştık, o çıktı ve biz kiraladık. Orayı temizlik işleri müdürlüğü yaptık. İşleri takip için sık sık uğruyordum.

Bir gün akşam üzeri uğradığımda, hanın avlusunda odaların kapı önünde biri kız, biri erkek önlüklü (okul kıyafetli) iki çocuğun dolaştığını gördüm. Temizlik işleri müdürüne:

“Bu kapalı yerde bu çocuklar ne yapıyor?” diye sordum.

“Başkanım buraya iki adet tavşan koydum. Bu çocuklar duymuşlar, tavşanları görmeye geldiler, ben de karşı odada gidin bakın dedim.” dedi.

Çocukların yanına gittim.

“Çocuklar siz hangi mahalleden geldiniz?” diye sordum.

“Devegörmez Mahallesinden. Okulda burada tavşan olduğunu söylediler onları görmeye geldik.” dediler.

“Gördünüz mü?” Diye sorunca:

“Gördük” dediler.

Vakit dar ve akşam yakın idi. Sulusokaktan Devegörmez mahallesine karanlık olmadan gidemezlerdi. Temizlik İşleri Müdürü’ne:

“Benim şoför kapıda, söyle bu çocukları mahallesine bıraksın, gelsin.” dedim.

Çocukların bu hareketi beni duygulandırdı. Demek ki, bu şehirde çocukların hayvan sevgisi var, bu hayvanları çoğaltalım diye düşündüm. Yer de müsaitti. 650 m2 etrafı kapalı alan ve 45 oda vardı. O odaların birinde atlar gece yatıyor, birisi samanlık, arpalık, avluya açılan 43 oda boştu.

Temizlik İşleri Müdürü’ne:

 “Bunu büyütelim, kanatlı hayvanlar, güvercin, keklik, ördek, kaz, hindi gibi hayvanlar buldukça alalım, parasını ben cebimden karşılayacağım.” dedim.

Bir hafta sonra gittiğimde 40-50 hayvan olmuştu. Bir kısmını da temizlik işlerinde çalışan 120 işçiden bazıları bedelsiz getirmişler.

Bu hayvanları görmeye gelen çocuklar ve veliler her gün artarak çoğalıyordu. Tokat’taki bütün ilk okul, orta okul ve lise öğrencilerinin çok ilgisini çekmişti. Pek çoğu öğretmenlerini ve velilerini kendilerini bu hayvanları görmeye götürmeleri için zorluyorlar, ziyaretçi adedi her gün artıyordu. Diğer taraftan da evinde, bağında, bahçesinde hayvan yakalayanlar sepete koyarak belediyeye bana getiriyorlardı. Tilki, sansar, kurt yavrusu gibi.

Temizlik İşleri Müdürü’ne bağlı hayvanat bahçesini kurdum ve resmileştirdim. 2 bekçi, 2 temizlikçi ve bakım işlerini görecek dört personel görevlendirdim. Hayvanat bahçesini de Taşköprü’nün yanına Behzat Deresi ile Yeşilırmak’ın kesiştiği buruna taşıttım. Hayvanlara ayrı ayrı barınak kurdum. Bu barınaklar ezbere kurulmadı. Ankara’ya gittiğimde Ankara hayvanat bahçesi müdürüne giderek hayvanların cinsine göre barınak, beslenme ve bakımları ile ilgili notlar aldım. Belediye veterinerini de hergün bir saat kontrolle görevlendirdim.

Aktepe (Bolus) yaylalarında tutulan bir yavru ayıyı Tokatlı bir arkadaşım Malkayası’nda, bağında büyütüyordu.Anlaştık, onu da hayvanat bahçesine dahil ettik.

 Ceylanpınar Belediyesi ile görüştüm iki adet ceylan hediye ettiler, onları da getirdik.

Rahmetli Başbakanımız Özal Amerika’da kalp ameliyatı oldu. Dönüşünde Ankara da Esenboğa hava limanında karşıladık. Hava limanında Balâ Belediye Başkanı kurban etmek üzer 3 adet deve getirmişti, Özal engel oldu.

“Bağışladım, kesmeyin.” dedi.

 Kesmediler. Ben de başkanla anlaşarak 3 bin lira sembolik ücretle bu develeri  aldım. Onları da bahçeye koyduk.

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda resmi geçitle, bu develeri Tokat yazmaları ile süsledik, resmi geçide dahil oldular. Büyük ilgi gördüler ve alkışlandılar.

O zamanlar Fidanlık’ta Pekin ördekleri yetiştiriliyordu. 40 adet pekin ördeği aldık.

Bunların karınlarını doyurmak zor değildi. Ot yiyenler, et yiyenler ve dane (tahıl arpa) yiyenler olarak üç guruptu.Et yiyenlere mezbahanın artıkları temizlenip veriliyor, ot yiyenlere parklarda biçilen çimler kafi geliyordu, dane yiyenler için az miktarda dane alınıyor, lokantalardan gelen kuru ekmekler ıslatılarak veriliyordu. Şehir içinden ve köylerimizden zaman zaman yem bağışı yapılıyordu. Yiyeceklerde hiçbir sıkıntımız olmadı.

Tokat hayvanat bahçesi her tarafta duyulmuştu. Şehir içinden, köylerden, ilçelerden, çocuklar aileleri veya arkadaşları ile hayvanat bahçesini ziyaret ediyorlardı.

1989 seçimlerinde az bir oy farkı ile belediye başkanlığı seçimini kaybettim.

Pazartesi sabah saat dokuzda rahmetli annemle beraber kahvaltı ederken birden evin etrafından davul zurna sesleri gelmeye başladı. Taksinin içine davul zurna bandı koymuşlar, sonuna kadar teybi açmışlar, arabanın camları açık, evin etrafında hayli dolandılar.

Rahmetli annem:

“Oğlum bugün pazar değil, bu davul zurna sesi ne?” dedi.

Kalktım camdan baktım taksi dolanıyordu.

“Anne dedim, garajlarda asker yolcu ediyorlar, onlar çalıyor”

Yeni belediye yönetimi salı günü göreve başlayacaktı. Sonradan duydum ki Başkan:

 “Ankara’ya gidiyorum, yarın döneceğim, bu hayvanat bahçesi kaldırılsın, gelince görmeyeceğim” diye talimat vermiş: 

Çarşamba günü sabahı, kasaba et almaya uğradım. Kasap bana dedi ki :

“Senin develer mezbahada kesildi, etlerini falan falan kasaplar aldı, hayvanat bahçesindeki diğer hayvanları da toptan imha etmişler.

Hiç konuşmadım, eti aldım ve eve döndüm, çok üzülmüştüm.

Akşam güvendiğim iki personeli eve çağırdım. Onlar da bu katliamı doğruladılar.

 “Biz de duyduk. Kimini kesmişler, çoğunu zehirlemişler, zehir yemeyenleri ayaklarını bağlayıp havuza atmışlar. Yer altında yuvaları olan 100’e yakın tavşan yuvalarına girmişler, çıkaramayınca üzerinde ağır iş makinesi yürütmüşler, ezmiş öldürmüşler” dediler.

Sonradan duyduğuma göre ayıyı tüfekle başından vurmuşlar. Ayı tüfeğin kendisine doğrulduğunu görünce ellerini yüzüne kapatmış .Ayıyı ve kurtları mezbahada derileri için yüzmüşler. Keklikler, kazlar, ördekler kesilmiş ve yetkililerin evlerine göndermişler.

Bu öldürmeler garajlarda duyulmuş ve bir çok insan toplanmış. Olanı biteni seyretmiş, ama hiçbiri tepki göstermemiş.

Bütün bu olaylara karşı halktan hiçbir tepki gelmedi. Ancak o gün okullarda çocuklar duyunca hep ağlamışlar, “Hayvanları nasıl öldürmüşler” diye, o kadar.

Bir öğretmenle yolda karşılaştık:

“Hüdai Bey, hayvanat bahçesi kaldırıldığı gün sınıflarda ders yapamadık. Çocuklar kafalarını sıraların üstüne koydu kimi ağladı, kimi de sessiz kaldı. Hala çocuklar bunu konuşmaya devam ediyorlar.” dedi.

Bu olanlar için çocukların dışında Tokatlılardan tepki duymadım. Ama bunu öğrenen uluslar arası bir ajans bütün dünyaya haber olarak duyurdu. Hayvanat bahçesi dağıtıldıktan üç gün sonra cuma günü sabahı saat 04’te kapım çalındı. Açtım ki tanımadığım üç kişi. Bir de tanıdığım, Ankara’da bir gazetenin sahibi.

“Hoş geldiniz, buyrun bir istediğiniz mi var?” dedim.

“Seninle görüşmek istiyoruz.”

“Ne konu da?”

 “Hayvanat bahçesi katliamı ile ilgili bilgi almak istiyoruz. Elbiseni giyip gelir misin?”

Aniden şok oldum.

“Kardeş, sabah saat 4e geliyor, geç yattım, uyku sersemiyim, şimdi görüşemeyiz siz de yoldan gelmişsiniz, Turist otele gidin, ben sabah 9 da oraya gelirim kusura bakmayın.” deyip kapıyı kapattım.

Böyle davranmamın sebebi ise uluslar arası bir konu haline gelen bu konuda ne cevap vereyim diye düşünmek istememdi. Bu benim milletimin yanlışlığıydı.

Saat sekize kadar oturdum düşündüm. Katliamla ilgili gördüklerim yok, en çok söylenenler ve duyduklarım var. Onun için dikkatli olmam lazım dedim.

Saat 9 da otele gittim, resepsiyonda oturuyorlar. Yatmamışlar. Selâm verdim.

“Bu geceki hareketimden dolayı hepinizden özür dilerim, şimdi sorun bakalım ne istiyorsunuz” dedim.

Kendilerini tanıttılar.

“Uluslar arası haber ajansıyız. Hayvanat bahçesini siz kurmuşsunuz. Yeni belediye başkanı da iki gün önce hayvanları öldürerek yok etmiş, nasıl oldu bunları soracağız..”

“Ben gözümle bir şey görmedim duyunca da oraya gitmedim, önce siz duyduklarınızı anlatın, ben size cevap vereyim.” dedim

Halktan duyduklarımı aynen tekrar ettiler. Hatta kurtların ve ayının öldürüldükten sonra mezbahada derileri için yüzüldüklerini onlar söyledi. Bunu duymamıştım.

Tokat’tan telefonla çok bilgi almışlar.

“Bizi hayvanat bahçesine ve mezbahaya götürmeni rica ediyoruz.” dediler.

“Peki ne olacak, siz buraya kadar ne için geldiniz? Yalan yanlış birçok bilgi almışsınız, bu yetmiyor mu?”

“Hayır yetmiyor. Bunları gözümüzle görmemiz ve aldığımız bilgileri doğrulamamız lazım. Çünkü bu haber bütün dünya gazetelerinde yayınlandı. Elimizde birkaç delil olsun diye geldik. En önemlisi sizin söyleyecekleriniz. Henüz tatmin olmadık. Yardımcı ol, konuyu tam sen biliyorsun. Bize telefonlar, fakslar geldi. Avrupa film şirketlerinden bir senaryo hazırlayalım ve bir film yapalım düşüncesi var. Sizin de büyük menfaatiniz olacak.” dedi.

 “Sizinle dolaşamam, müsaadenizle.” dedim ve ayrıldım.

Otelden çıktım peşim sıra Ankara’dan gelen şahsen tanıdığım gazeteci geldi.

“Reis bey ben mecbur oldum geldim. Sen de iyi cevap verdin. Sabah saat 8’de otelden çıktık, otobüs durağında birkaç kişiye sorduk:  “Bilmiyoruz” dediler.

Şimdi hayvanat bahçesine götüreceğim, oradan da mezbahaya öğleye doğru gideceğiz.”

Eve geldim, mezbahaya telefon ettim bekçi çıktı.

 “Oğlum yabancılar gelir hayvanat bahçesinde öldürülen kurtlar ve ayı burada yüzülmüş diye sorarlarsa böyle bir şey yok de. Hayvanat bahçesine kadar git, aynı şeyleri bekçiye de tembih et” dedim.

 

Kapanmayıp bu günlere kadar gelse idi, belki de Anadolu’nun en büyük, en güzel ve bu yörenin hayvanlarının hepsini görebileceğimiz bir hayvanat bahçesi ve onun aracılığı ile de çocuklara ve gençlere verebileceğimiz hayvan sevgisi fırsatı elimizden kaçtı gitti..

Böyle bir fırsat, halkın sahip çıkmayışı yüzünden ellerimizin arasından kaçıp gitti.

Bırakın hayvanat bahçesine sahip çıkmayı ya da bunları yapanları eleştirmeyi, pek konuşulmadı bile. Kısa süre içerisinde unutulup gitti. 

Bizden çok sonra hayvanat bahçesi kuran Samsun Karadeniz Bölgesinin en büyük hayvanat bahçesine sahip olmakla öğünüyor. Samsun’a giden Tokatlılar çocuklarını bu hayvanat bahçesine gezmeye götürüyor.

Bütün bunları bildiğim için bugün artık Tokat’ta nesli tükenmiş eski meyve özellikle elma ve armut çeşitlerini toplayıp yetiştirdiğim bağımı …pamuğu gibi atan imar durumunun değiştirilmesi için yaptığım ve kendilerince de haklı bulunan imar değişikliğinin yıllardır neden yapılmadığını anlıyorum.

Burası bizim memleketimiz. Ama böyle bir memleket

“Bu kadarcık kusur kadı kızında da olur” değil mi?  

Olur olur da bir de bakmışsınız ki iliniz Türkiye’nin dışarıya en çok güç veren ili olmuş.

Siz de sebebi kendi dışınızda başkalarında arasınız…

Uzun sözün kısası: Bu memlekette hiçbir hizmet cezasız kalmaz ceza kesenlerin yaptıkları da yanına kalmaz.

 

 



ÖNCEKİ HABER
ZİLE`DEN ÜZÜCÜ BİR HABER
SONRAKİ HABER
GELECEĞİN GÜREŞÇİLERİ YETİŞİYOR


FACEBOOK YORUMLARI
YORUM YAZ
Nick :
Yorum :
Güvenlik Kodu : 7NVkp 
 
   
YORUMLAR
Bu Haber İçin Henüz Yorum Yapılamadı...


Eklenme Tarihi : 26.02.2012
Güncelleme Tarihi : 2/26/2012
Sitene Ekle :



İLGİLİ HABERLER
  TOKAT KULİS
Copyright © 2014   

http://www.tokatkulis.com/

info@tokatkulis.com  
Haber Kategoriler

  • BELEDİYELER
  • EĞİTİM KÜLTÜR
  • EKONOMİ
  • GÜNDEM
  • RESMİ İLANLAR
  • RÖPORTAJLAR
  • SAĞLIK
  • SİYASİ
  • SPOR
  • YAŞAM


  • Künye
  • Reklam
  • Arşiv
  • Sitene Ekle
  • İletişim