Gerçeğin peşinden yürüyen, halkın haber alma hakkını her koşulda savunan, kalemini satmayan, vicdanına kilit vurmayan tüm gazetecileri selamlıyorum.
Bugün yalnızca bir kutlama günü değil; aynı zamanda basın özgürlüğünün karşı karşıya olduğu baskıları hatırlama ve hatırlatma günüdür. Mesleğini yaptığı için işsiz bırakılan, susturulmak istenen, sansüre maruz kalan ve ne yazık ki cezaevlerinde tutulan gazetecilerin varlığı, hepimiz adına ağır bir sorumluluktur.
Öte yandan yerel basın ve dijital gazetecilik, ekonomik kriz, artan maliyetler ve daralan gelir kaynakları nedeniyle var olma mücadelesi vermektedir. Kamu ilan gelirlerindeki azalma, reklam pastasının daralması ve dijital mecralarda sürdürülebilir gelir modellerinin oluşturulamaması; bağımsız ve çok sesli haberciliği ciddi biçimde zayıflatmaktadır. Bu tablo, halkın doğru ve tarafsız bilgiye erişimini de doğrudan tehdit etmektedir.
Basın emekçileri ise güvencesiz, esnek ve düşük ücretli çalışma koşullarına mahkûm edilmekte; mesleki hakları her geçen gün daha fazla aşındırılmaktadır. Oysa özgür ve bağımsız bir basın, ancak güvenceli çalışan gazetecilerle mümkündür.
Gazetecilik suç değildir. Gerçeği yazmak, halkı bilgilendirmek, iktidarı denetlemek bir hak olduğu kadar, demokrasinin de temelidir.
Basın özgürlüğünün olmadığı bir yerde ne adalet tamdır ne de demokrasi…
Bu vesileyle; özgür basın mücadelesinden vazgeçmeyen, bedel ödeyen, karanlığa karşı kalemiyle direnen tüm basın emekçilerine dayanışma duygularımı iletiyorum. Yerel basının ve dijital gazeteciliğin güçlendirilmesi, basın emekçilerinin güvenceli koşullarda çalışması ve ifade özgürlüğünün önündeki tüm engellerin kaldırılması ortak sorumluluğumuzdur.
Özgür basın susturulamaz.
Kadim Durmaz
Tokat Milletvekili
Yorumlar
Kalan Karakter: